• BIST 100

    16651,45%-0,07
  • DOLAR

    43,48% 0,19
  • EURO

    51,57% -0,90
  • GRAM ALTIN

    6786,60% -9,85
  • Ç. ALTIN

    11923,69% -6,97

Çocukluk Deneyiminin Sessiz Mirası

Çocukluk, bireysel bir gelişim evresi olmanın ötesinde, toplumsal yapıların ve kültürel örüntülerin birey üzerinden yeniden üretildiği temel bir alandır.

Bilim 25.01.2026 11:15:00 0
Çocukluk Deneyiminin Sessiz Mirası


Çocuğun dünyaya gelişi yalnızca biyolojik bir başlangıç değil; aynı zamanda belirli bir duygusal iklimin, ilişki biçimlerinin ve sessizlik rejiminin içine doğuşudur. Bu nedenle çocukluk deneyimi, bireysel hafızada kalan anılar toplamı değil; ilerleyen yıllarda kimlik oluşumunu, ilişki kurma biçimlerini ve toplumsal davranışları belirleyen sessiz bir miras olarak ele alınmalıdır.
Gelişim psikolojisi literatürü, yaşamın erken dönemlerinde bakım verenle kurulan ilişkinin, çocuğun dünyayı algılama biçimi üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Temel güven duygusunun inşası, yalnızca çocuğun kendilik algısını değil; başkalarına, kurumlara ve otoriteye yönelik tutumunu da şekillendirir. Güven duygusunun zayıf olduğu aile ortamlarında yetişen çocuklar, ilerleyen dönemlerde ya aşırı uyumlu ya da savunmacı ve saldırgan ilişki kalıpları geliştirebilmektedir. Bu durum bireysel bir kişilik özelliği olmaktan ziyade, erken dönem duygusal deneyimlerin yapısal bir sonucudur.
Çocuğun büyüme süreci ilerledikçe oyun, yalnızca bilişsel ve motor gelişimin bir aracı olmaktan çıkar; toplumsal ilişkilerin ve güç dinamiklerinin ilk kez deneyimlendiği bir alan hâline gelir. Paylaşma, sınır koyma, bekleme ve müzakere etme gibi beceriler bu dönemde öğrenilir. Bu becerilerin yeterince gelişmediği durumlarda çocuk, ilişkilerde gücü empatiyle değil; denetim ve baskı yoluyla kurmaya yönelebilir. Akran zorbalığı bu bağlamda, rastlantısal ya da anlık bir davranış olarak değil; erken çocuklukta içselleştirilen ilişki modellerinin sosyal alandaki yansıması olarak değerlendirilmelidir.
Okul çağı, çocuğun yalnızca akademik performansla değil; karşılaştırılma, değerlendirilme ve kabul görme pratikleriyle tanıştığı bir evredir. Bu süreçte akran ilişkileri, çocuğun benlik algısının önemli bir parçası hâline gelir. Akran zorbalığı çoğu zaman “sorunlu birey” anlatısıyla açıklansa da, bu yaklaşım yapısal bağlamı göz ardı eder. Zorbalık davranışı sergileyen çocuklar kadar, zorbalığa maruz kalan çocukların da çoğu zaman duygusal sınırlarını koruma ve ifade etme becerilerinin yeterince desteklenmediği görülmektedir. Bu durum, sorunun bireysel değil; ilişkisel ve bağlamsal bir niteliğe sahip olduğunu göstermektedir.
Ergenlik dönemi, çocuklukta biriken deneyimlerin yeniden anlamlandırıldığı kritik bir eşiktir. Kimlik arayışının yoğunlaştığı bu evrede birey, bir yandan bağımsızlaşma ihtiyacı hissederken diğer yandan güçlü bir aidiyet arzusuyla hareket eder. Akran zorbalığı bu noktada, grup içi kabulün koşulu hâline gelebilir. Dışlama, alay ve damgalama pratikleri, bireyin kendi konumunu güvence altına alma çabasının çarpık bir ifadesi olarak ortaya çıkar. Bu yönüyle zorbalık, yalnızca ahlaki bir sorun değil; modern toplumsallaşma süreçlerinin ürettiği bir gerilim alanıdır.
Yetişkinlerin bu süreçteki tutumu belirleyici bir rol oynar. Duyguların küçümsendiği, deneyimlerin geçersizleştirildiği ve sorunların bireysel zayıflık olarak ele alındığı yaklaşımlar, çocuğun yaşadıklarını içselleştirmesine neden olur. “Güçlü ol”, “takılma” ya da “abartıyorsun” gibi ifadeler, çocuğun yaşadığı duygusal yükü hafifletmek yerine derinleştirir. Böylece çocuk, ya saldırganlaşarak ya da içe kapanarak varlığını sürdürmeye çalışır.
Eğitim kurumlarının akran zorbalığını yalnızca disiplin sorunu olarak ele alması, meselenin duygusal ve ilişkisel boyutunu görünmez kılar. Oysa zorbalık, bireysel davranıştan çok, belirli bir ilişki kültürünün ürünüdür. Akran nezaketini, empatiyi ve duygusal farkındalığı merkeze almayan müdahaleler, sorunun yalnızca biçim değiştirerek devam etmesine yol açar.
Sonuç olarak çocuklar “zor” değildir; taşıdıkları deneyimlerin yükü ağırdır. Çocuklukta kurulan duygusal ilişkiler, bireyin yalnızca kişisel yaşamını değil; toplumsal alanlardaki davranışlarını da belirler. Akran zorbalığı, bu sessiz mirasın okulda ve kamusal alanda görünür hâle gelmiş biçimidir. Bu mirasla yüzleşmeden geliştirilen her çözüm, geçici ve yüzeysel kalmaya mahkûmdur.

Dr. Dilek Baran

Şükrü Şahin Kendi Sonunu Hazırladı

Toprak Kapanır, Utanç Kapanmaz

Çocukluk Deneyiminin Sessiz Mirası

SIĞIRLAR HÂLÂ AYNI YERDE OTLUYORLAR”

Sınıf atlamak, bir yer değiştirme değildir

Kasım Gülpınar’ın Siyasi Yol Ayrımı

Bir Nesil Neden Daha Az Düşünüyor?

O El Kırılır

Sessiz Düzen, Derin Çatlaklar

Ataerkil Toplumun Anaerkil Babası

Genç Nesil Ne Bekliyor?

Eğitime Güçlü Destek

İLİM NEYİ BİLMEKTİR?

Türk bayrağına düzenlenen saldırıya tepki gösterdi.

Çocuklu Aileler Lütfen Dikkat

İşte Proje Böyle Olmalı

KİMSE KONUŞMUYOR: TOPLUMSAL KAYGI SALGINI

Dr. Dilek Baran Günümüz Aşk'larını Yazdı.

Çocuklu Aileler Lütfen DİKKAT!

Diplomalı Yazar Oldular

Azerbaycan'da her yıl 20 Ocak Unutulmuyor

KÜRE Enstitüsü Başkanı Dikkatleri Üzerine Çekiyor

Z Kuşağı Tembel Değil, Yorgun

TASAVVUFUN İNCELİKLERİ

Söz Uçar Yazı Kalır Mı?

Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi,

Yargılayan Dil, Yaralı Benlik

Çocukta Krizlerin Görünmeyen Nedeni

Dürüstlüğün Olmadığı Yerde İnsan Eksiktir

BİZİM ÇOCUKLARI ATEŞE ATAN KİM?

Yükleniyor

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 20 15 1 4 33 49
2.FENERBAHÇE A.Ş. 19 12 0 7 26 43
3.TRABZONSPOR A.Ş. 20 12 2 6 15 42
4.GÖZTEPE A.Ş. 20 11 3 6 15 39
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 20 10 4 6 10 36
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 20 8 6 6 13 30
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 20 7 4 9 3 30
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 20 6 7 7 -7 25
9.KOCAELİSPOR 19 6 7 6 -3 24
10.CORENDON ALANYASPOR 20 4 6 10 -2 22
11.GENÇLERBİRLİĞİ 20 6 10 4 -3 22
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 20 4 8 8 -6 20
13.HESAP.COM ANTALYASPOR 20 5 10 5 -14 20
14.TÜMOSAN KONYASPOR 20 4 9 7 -9 19
15.İKAS EYÜPSPOR 20 4 10 6 -12 18
16.KASIMPAŞA A.Ş. 20 3 10 7 -12 16
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 20 2 9 9 -25 15
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 20 2 15 3 -22 9

YAZARLAR