EN BÜYÜK YENİLGİ
Halil MERT, YENİLENMİŞ MİLLÎ MEFKÛREMİZE DAVET ZAMANI 1
FİLİSTİN CEPHESİ’NDE 1. DÜNYA SAVAŞI’NDAN SONRA ALDIĞIMIZ
EN BÜYÜK YENİLGİ
Yazıyı buradan ayrıntılı izleyebilirsiniz. https://youtu.be/ofQfeA2TL90
Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Toprakları dışında kalan tüm cephelerde başta Avrupa
ve Uzakdoğu olmak üzere İkinci Dünya Savaşı’ndaki büyük hesaplaşma ile bitti. Ya Osmanlı
Topraklarındaki cepheler?
Birinci Dünya Harbinde Türk Ordusu on cephede savaşmıştır. Bu cepheler kısaca
şöyledir:
1. Kafkas (Doğu) Cephesi: Karadeniz’den İran içlerine kadar uzanan ve Türklerle
Rusların çarpıştığı cephe.
2. Irak Cephesi: Basra Körfezine asker çıkararak Irak’ı işgale girişen İngiliz
kuvvetleriyle çarpışan Türk kuvvetlerinin kurduğu cephe.
3. Filistin-Suriye Cephesi: Türklerin Süveyş Kanalına yaptıkları iki taarruzun
başarısızlığa uğraması üzerine İngilizlerin Filistin’i işgal amacıyla karşı taarruza
geçmeleriyle meydana gelen cephe.
4. Çanakkale Cephesi: İngiliz ve Fransız donanmalarının Çanakkale Boğazını açmak
için 18 Mart 1915’te denizden yaptıkları saldırının başarısız kalması üzerine Arıburnu ve
Seddülbahir bölgelerine asker çıkarmalarıyla kurulan cephe.
5. Avrupa Cepheleri (Galiçya, Makedonya, Romanya): Türkler, müttefiklerine
yardım amacıyla bu üç bölgede cereyan eden savaşlara birer kolorduyla katılmışlardır.
(Her bölge ayrı birer cephedir.)
6. Yemen Cephesi
7. Mısır-Kanal Cephesi
8. Trablus Cephesi
Birinci Dünya Savaşı yukarıdaki cepheler hariç yani Avrupa’da, Asya’da, Japonya ile
Almanya ile 2. Dünya savaşı sonucu bitti ve Avrupa’da AB kuruldu. Peki; bizim büyük Cihan
Devletimizin Cepheleri?
Biten tek cephe var. Çanakkale Cephesi… Diğer tüm cephelerde savaş devam
ediyor.
Nasıl peki?
Sürdürülebilir kaos ve çatışma alanları oluşturuldu. Yunan, Ermeni, Bulgar, Sırp, Asî
Arap Aşiretleri, Mehmetçik Bölgeden çıktıktan sonra Yahudîler, son olarak PKK ve DEAŞ
dâhil vekâlet savaşına dönüşecek terör unsurları, yapay devletler oluşturdular, düzenli
vekil ordular kurdular.
Düşman aynı. HASTA ADAM ölmedi.
Hasta Adam’ın toprakları önce parçalandı sonra sıcak iç çatışma alanlarına
dönüştürüldü. 12 Eylül 1980 Öncesi durumumuz ve PKK bile gerçekleri görmemize yetmez
FİLİSTİN CEPHESİ’NDE 1. DÜNYA SAVAŞI’NDAN SONRA ALDIĞIMIZ
EN BÜYÜK YENİLGİ
Halil MERT, YENİLENMİŞ MİLLÎ MEFKÛREMİZE DAVET ZAMANI 2
mi? FETÖ, DEAŞ gibi sözde İslâmî yapılar yetmez mi İngiliz-ABD-Fransa-Almanya gevurunu
anlamaya…
İsrail…
1920’li yıllardan itibaren bölgeye Yahudî Göçünü başlatan İngiltere. 2. Dünya Savaşı
sonrası bu göç hızlandırıldı. Yahudîler bölgeye getirilmeye başlandıktan hemen sonra;
1. Önce terör örgütü kurup Araplarla çatışmaya başladılar
2. Kendilerine Kuzey Irak ve Suriye’de PKK/YPG’ye sunulduğu gibi otonom idarî
bölgeler ve imkânlar sunuldu.
3. İngiltere ve ABD büyüttükleri bölgesel kriz alanını BM’e devrettiler ve İsrail
Devleti’nin kurulmasını sağladılar. İsrail Devleti kurulduktan sonra;
a. İbranî Soylu olmayan Musevîlerden ki çoğu Yafes Oğullarından Hazar Türkleri
ve Aşkenazlar Hitler’in katliamları ile İsrail’e göçe zorlandılar.
b. İsrail Devleti kurularak ölü bir dil olan İbranice yeniden canlandırıldı, hâlen bir
kurul kelime türetmeye devam ediyor.
c. Hazar Türkleri Yahudîlerin din adamlarının yazdığı ve Siyonizm’in de kaynağı
olan Talmut’u okumazlardı. Yahudiler arasında ilk kez birlik oluşturuluyor ve bu süreç
devam ediyor.
d. İsrail ile üniter bir Yahudî halkı icat ediliyor ve oluşturuluyor. (Sırada aynı
yöntemlerle kurulacak Kürdistan) var.
e. Kurulan İsrail yapay bir devlettir. ABD ve İngiltere’nin bölgede çıkarlarını
korumak için kurulmuştur. Bakın arkasında ABD taraf olarak durmaktadır. Yahudîler tek
millet midir? Bu basit soruyu bile kimse birbirine sormuyor.
4. Görüntüde oluşmuş İsrail Çıbanı ile dünyaya gösterilen Müslüman-Yahudî Savaşı
aldatmacadır. 1. Dünya Savaşı’ndaki 1000 yıllık düşman taraflar savaşın gerçek
taraflarıdır. Yani İslâm-Haçlı Savaşı sürmektedir. Yahudî alet olduğu kavganın sonuçlarını
görememektedir. Oysa insanlık tarihi içinde Yahudilere Hıristiyanlar işkence etmiş, sürgün
ve katliamlar yapmış, Müslümanlar daima himaye etmiştir.
Bu gün 1. Dünya Savaşı’ndan bu yana aldığımız büyük yenilgilerden birini yaşıyoruz.
Terör Devleti İsrail, Haçlı İttifakı’nın emrinde Lübnan’a da Ürdün’e de girecek
durumdadır. Her iki ülkede de karşısına çıkacak askerî birlik yoktur.
Türkiye’yi İsrail’in işgâli söz konusu dahî olamaz. Cumhurbaşkanımız ve iktidar
meseleye ideolojik sığlıkla değil, Millî menfaatler zaviyesiyle bakmalıdır. Türk Milleti ve
Ordusu dirâyetli ve dirençlidir. Yapılması gerekenler ise;
1. Öncelikle Şanlı Ordumuzun itibârı iade edilmeli ve muharip generallerin emekli
dahi olsalar bir şura kararı ile göreve gelmesi sağlanmalıdır.
2. Suriye, Irak, Mısır, S. Arabistan, Yemen, Lübnan hatta Libya gibi bölge ülkeleri
ile ivedi bir araya gelinmelidir Suriye ve Irak’ın iç istikrarı sağlanmalıdır.
Halil MERT, YENİLENMİŞ MİLLÎ MEFKÛREMİZE DAVET ZAMANI 3
3. İsrail, ABD, İngiltere ve Fransa ile görüşmeler ve mekik diplomasisi
başlatılmalıdır. Türkiye buradaki duruşu İngiltere, ABD, Fransa gibi üstte ve söz sahibi
şeklinde olmalıdır. Unutmayalım ki; teması sağlayan inisiyatifi elde tutar.
4. Türkiye, 1. Dünya Savaşı sonrası yapılan tüm anlaşmalarda bir şekilde farklı
tehditlerle zorlanmıştır. Bunları gündeme getirerek düşman cephe taciz edilebilir.
5. İsrail ve Siyonizm karşıtı özellikle de İbrani/Sami soylu olmayan Musevîlere
ulaşılmalıdır. Bunların çoğu ayrıca Türk ya da akraba halklardır. ABD ve İngiltere’de bu
topluluklar ivedilikle harekete geçirilmelidir. Bu kapsamda İsrail Vatandaşlarına dönük
çalışma da başlatılmalıdır. İsrail dışındaki Yahudî din adamlarından da istifade edilmelidir.
6. İslâm Ülkeleri’nin ne kadar pasif olduğu görülmüştür. BM nezdinde ve İsrail
katliamlarına karşı tavır almış G. Afrika gibi ülkelerle ortak platformlar oluşturulmalıdır.
7. Küresel Çete içindeki unsurlarla kesinlikle temas kurulmalıdır. Türkiye’gnin niyet
ve maksatları, yakın dönem hedefleri bu gruplarla sırlarımız saklı kalmak kaydı ile
konuşulmalıdır.
Türkiye dâhil, bölge ülkelerinin bu çaresizlik ve çözümsüzlük ihtiva eden duruşları
kabul edilemez. Devlet Yönetimi sığ ideolojilere mahkûm da edilemez.
İran ve İsrail bölgede sahta tahterevalli oynuyorlar. İran İsrail’e, İsrail İran’a
gerekçe oluşturuyor. İran’ın attığı füzelerde patlayıcı yok. Bu ne ağır bir iddia. Sonuçtan
baktığınızda roketlerden biri Batı Şeria’ya düştü. Minare gibi bir adamın tepesine yıkıldı.
Roketini bile parçalamayan patlayıcı… İsrail düşen füzeleri gösterdi ama tahrip edilmiş
yerleri göstermedi. İlginç değil mi?
Türk Milleti, bölgenin aslî unsurudur.
Bölgesinde ve çevresinde dindaşları milletler vardır. Bunların en başında da Araplar
gelir. Arap kardeşleri ile kader birliği, geçmişte aynı devletlerde bağlılık ve akrabalıkları
vardır.
Bölgesinde gayrimüslim de olsalar soydaşlık ilişkileri vardır. Son 40-50 yıla kadar
ideolojik milliyetçiliğimiz Müslüman olmayan Türkleri dikkate almamıştır. Hatta Sünnî
olmayan Türklere karşı dahî tavırlı durmuştur. Bunu aşmak zorundadır. Macaristan’ın
duruşu her anlamda güzel bir örnektir.
TDT (Türk Devletleri Teşkilatı) çok değerlidir. Diğer birlik ise devletlerin ve
halkların dinine bakmaksızın OMT (Osmanlı Milletler Topluluğu) olmalıdır.
Türkiye pasif dış politika ile küçülür. Aktif dış politika ile etki alanlarında güçlenir.
Cumhurbaşkanımız geçmişte bunu yapmıştır. Bu gün siyasetinin merkezine İslâmî!
Duyarlılık kadar Millî menfaatleri de koymalıdır. Danışman kadrolarını yeniden bu
çerçevede oluşturmalıdır.
TSK’nin komuta kademesinde muharip generallere ihtiyaç vardır. NATO’CU,
FETÖCÜ karargâhlarda kabak misali büyümüş adamlardan çok ömrü kıtalarda ve arazide,
operasyonlarda geçmiş generallere ihtiyaç vardır. İvedilikle YAŞ toplanıp emekli edilmiş
generaller dâhil TSK’nin muharip vasfı geliştirilmelidir.
FİLİSTİN CEPHESİ’NDE 1. DÜNYA SAVAŞI’NDAN SONRA ALDIĞIMIZ
EN BÜYÜK YENİLGİ
Halil MERT, YENİLENMİŞ MİLLÎ MEFKÛREMİZE DAVET ZAMANI 4
Sayın Cumhurbaşkanım. Devleti mecrasına getirmek ve Millî Devleti tüm kurumları
ile ihya etmek zorundasınız. Şanlı Türk Ordusu’na Azîz Türk Milleti’nin muhabbeti
fedàkârlık ve yiğitliğindendir. Bu yiğitlik 15 Temmuz’da tezahür etti. Değerini önce siz,
sonra hükümetiniz bilsin.
E. Yb. Halil MERT
Strateji ve Yönetim Uzmanı
Elektrik-Elektronik Mühendisi

