Akyazı’da ortaya çıkan görüntüler sadece bir üretim skandalı değil, bazen
vicdanların da mühürlendiğini gösteren bir ibret vesikasıdır.
Sakarya’nın Akyazı ilçesinde bir tatlı üretim tesisinde hamurun ayakla
çiğnendiğinin tespit edilmesi üzerine adı geçen bu işletme mühürlendi. Fakat
mesele sadece bir kapıya vurulan mühür değildir. Asıl mühür, insanlığın
yüzüne vurulmuştur.
Bir sivil vatandaşın çektiği görüntüler olmasa, o tatlılar belki bugün de sofralara
gidecek, çocukların ağzına, yaşlıların midelerine, hastaların bedenine
girecekti.
Sivil denetimin gücü bir kez daha ortaya çıktı. Devletin denetimi elbette şarttır;
ancak vicdan sahibi vatandaşın dikkati de bir o kadar önemlidir. Denetimler
sadece resmi kıyafetle değil, sivil ekiplerle, ani baskınlarla da yapılmalıdır.
Çünkü kötülük, kameraya yakalanmadığı sürece kendini saklamayı bilir.
BU SADECE BİR HİJYEN MESELESİ DEĞİL, AHLAK MESELESİDİR
Hamuru ayakla çiğnemek…
Bunu bir insan nasıl yapar?
Allah’ın insana verdiği nimetini, helal kazanç fırsatını, emekle yoğrulması
gereken bir nimeti ayağın altına almak… Bu sadece sağlık suçu değildir. Bu,
nimete de ihanettir.
“Allah’ın vermiş olduğu nimeti ayakla çiğnemek nankörlük demektir.”
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz olan şeylerden yiyin…” (Bakara
Suresi, 168)
Helal olacak.
Temiz olacak.
Sadece helal kesim değil, helal üretim de olacak. Sadece kazanç değil, vicdan
da temiz olacak.
İNSAN SAĞLIĞINI HİÇE SAYMAK
Ayağın altında neler var biliyor musunuz?
Bakteriler, mantarlar, virüsler…
Staphylococcus, E. coli, mantar sporları…
Ayak; gün boyu terleyen, kapalı ayakkabının içinde bakteri üreten bir uzuvdur.
Tıbbi araştırmalar, ayak tabanında ve parmak aralarında ciddi miktarda
mikroorganizma bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu mikroorganizmalar
gıdaya temas ettiğinde doğrudan insana geçebilir. Gıda kaynaklı
enfeksiyonlara, bağırsak hastalıklarına, zehirlenmelere, hatta bağışıklık sistemi
zayıf bireylerde daha ağır tablolara yol açabilir.
Bu sadece “ayıp” değildir.
Bu doğrudan insan sağlığını tehlikeye atmaktır.
Türk Gıda Kodeksi ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve
Yem Kanunu açıkça belirtir:
“Gıdaların hijyen kurallarına uygun şekilde üretilmesi zorunludur. Gıda ile
temas eden personelin hijyen şartlarına uyması mecburidir.”
Ayakla çiğnenen hamur hangi hijyen kuralına sığar?
GIDA TERÖRÜ NEDİR?
Terör sadece bombayla olmaz.
Bazen bir mikrop, bir ihmal, bir açgözlülük de toplumu hedef alır.
Bilinçli ya da bilinçsiz şekilde halk sağlığını hiçe sayarak üretim yapmak,
insanları riske atmak da bir tür gıda terörüdür. Çünkü sonuçları geniş kitleleri
etkiler. Çünkü masum insanlara zarar verir. Çünkü güven duygusunu yok eder.
Bir anne çocuğuna tatlı alırken artık iki kere düşünecek.
Bir baba eve götürdüğü lokmanın arkasında ne olduğunu sorgulayacak.
Bu güven kaybının bedelini kim ödeyecek?
PEYGAMBERİMİZİN TEMİZLİK HASSASİYETİ
Hz. Muhammed (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:
“Temizlik imanın yarısıdır.” (Müslim, 223)
Başka bir Hadis-i Şerif’te:
“Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, Îmân, 164)
Eğer bir üretici, yaptığı ürünü temizmiş gibi satıyor ama arka planda hijyen
kurallarını çiğniyorsa bu açık bir aldatmadır. Bu sadece müşteriye değil,
ümmete karşı işlenmiş bir günahtır.
SİVİL DENETİM ŞART
Bu olay bir gerçeği daha gösterdi: Denetimler bazen de habersiz ve sivil
yapılmalıdır. Resmi araçların sokağa girdiğini gören bazı işletmeler bir anda
hijyen meleğine dönüşüyor. Eldivenler takılıyor, önlükler giyiliyor, ortam bir
anda sterilize ediliyor.
Oysa gerçek denetim, gerçeği yakalamaktır.
Sivil ekipler, gizli kontroller, anlık baskınlar… Bunlar artırılmalıdır. Cezalar
caydırıcı olmalıdır. Sadece mühür yetmez; kamuoyuna şeffaf açıklamalar
yapılmalı, uygunsuz işletmeler hakkında ifşa mekanizmaları güçlendirilmelidir.
NİMETE SAYGI, İNSANA SAYGI
Hamur; buğdayın, suyun, emeğin birleşimidir. Çiftçinin alın teridir.
Değirmencinin çarkıdır. Fırıncının ateşidir. O nimeti ayağın altına almak, emeği
de çiğnemektir.
Kur’an’da bir başka ayette Rabbimiz şöyle buyurur:
“Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım; ama nankörlük ederseniz
azabım şiddetlidir.” (İbrahim Suresi, 7)
Şükür; nimeti temiz üretmekle olur.
Şükür; helal kazancı kirletmemekle olur.
Ayağıyla hamur çiğneyen, aslında kendi kazancını da kirletmiştir.
TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYE KARŞI DURMAK
Bir toplumda ahlak zedelenirse, ekonomi de zedelenir. Güven kaybolursa
ticaret çöker. Bugün bir tatlı üretim tesisinde gördüğümüz manzara, aslında
daha büyük bir sorunun küçük bir yansımasıdır: Denetimsizlik, vicdansızlık ve
“Nasıl olsa kimse görmez” zihniyeti.
Ama artık görüyoruz.
Artık kaydediyoruz.
Artık susmuyoruz.
O videoyu çeken vatandaş sadece bir görüntü kaydetmedi; toplumsal bir
sorumluluk örneği gösterdi. İşte gerçek vatandaşlık budur.
SAĞLIK, PARA HIRSINDAN ÜSTÜNDÜR
Üç kuruş fazla kazanmak için insanların sağlığını riske atmak hangi vicdana
sığar? Bir çocuğun hastalanması, bir yaşlının zehirlenmesi, bir insanın
günlerce hastane kapısında yatması… Bunun hesabı nasıl verilecek?
Sağlık bir lüks değil, temel haktır. Anayasa ile güvence altındadır. Devletin
görevi korumaktır. Üreticinin görevi ise emanete sahip çıkmaktır.
Çünkü o hamur sadece hamur değildir.
O hamur, insan bedeninde dönüşecek bir gıdadır.
CEZA YETMEZ, VİCDAN LAZIM
Evet, işletme mühürlendi.
Peki ya zihniyet?
Asıl mühürlenmesi gereken, nimeti ayak altına alan o anlayıştır. Ceza kesilir,
para ödenir, kapı yeniden açılır. Ama vicdan açılmazsa, zihniyet değişmezse
aynı görüntüler yarın başka bir yerde karşımıza çıkar.
Bu yüzden hem hukuki yaptırım hem ahlaki bilinç şarttır. Okullarda gıda
güvenliği eğitimi artırılmalı, üreticilere sürekli hijyen seminerleri verilmelidir.
Dini hassasiyetler sadece sözde kalmamalı, üretim pratiğine de yansımalıdır.
Allah’tan korkmak sadece dilde değil, davranışta da olmalıdır.
Helal kazanç sadece tabelada değil, üretimde de olmalıdır.
Temizlik sadece vitrinde değil, mutfakta da olmalıdır.
Akyazı’daki o görüntü bize şunu hatırlattı:
Gıda, ticari meta değil sadece; insan sağlığıdır, emanettir, nimettir.
Ayağında sayısız bakteri taşıyan birinin hamuru çiğnemesi; insanın onurunu,
sağlığını ve inancını çiğnemektir.
Bir daha böyle manşetler atmak zorunda kalmamak dileğiyle…
Ama şunu da haykırarak bitirelim:
ALLAH’TAN KORKUN!
İNSAN SAĞLIĞIYLA OYNAMAYIN!
NİMETİ AYAKLAR ALTINA ALMAYIN!
Hakan MUHTAR

