Prof. Dr. Hamdi Temel

Tarih: 27.02.2026 14:20

Asıl Yük Böbreklerin Omuzlarında

Facebook Twitter Linked-in


Ramazan ayı, sadece bedenin aç kalması değil; kalbin arınması ve vicdanın yumuşamasıdır.
Aynı zamanda sabrın derinleştiği ve merhametin çoğaldığı günlerdir de.
Ancak unutulmamalıdır ki Ramazan sadece ruhumuzu değil, bedenimizi de terbiye eder. Bu
köşe yazımda daha çok bedenimizden bahsetmek istiyorum.
Maneviyatımızı güçlendirirken, uzun saatler süren susuzluğa karşı bedenimizin verdiği
sinyalleri doğru okumak zorundayız. Özellikle baş ağrısı ve böbrek yükü, ihmal edilmemesi
gereken iki hayati uyarıdır. İbadetlerimizi sağlıkla ve sürdürülebilir şekilde yerine
getirebilmek için aşağıdaki hususlara dikkat etmemiz gerekir.
Baş Ağrısı: Açlık mı, Susuzluk mu?
Ramazan’da en sık karşılaşılan şikâyetlerin başında gelen baş ağrısı, çoğu zaman yanlış bir
algıyla sadece "açlığa" bağlanır. Oysa bu ağrıların asıl faili genellikle susuzluktur yani
dehidrasyon.
Uzun süreli sıvısızlık; kan hacmini azaltır, beyne giden oksijen miktarını düşürür ve elektrolit
dengesini bozar. Sonuç; sadece bir baş ağrısı değil, aynı zamanda baş dönmesi, halsizlik ve
konsantrasyon kaybına da yol açar.
Asıl Yük Böbreklerin Omuzlarında
Mesele sadece geçici bir baş ağrısı da değildir. Baş ağrısı, vücudun verdiği ilk alarmdır. Asıl
sessiz mücadele ise böbreklerde yaşanır. Susuzlukla birlikte böbreklerin filtrasyon hızı düşer
ve toksin atılımı yavaşlar. Sağlıklı bireyler bu durumu tolere edebilirken; böbrek fonksiyonu
sınırda olanlar, diyabet veya tansiyon hastaları için risk katlanarak artar. Hafife alınan bir
susuzluk, akut böbrek hasarına kadar uzanan ciddi bir tabloya dönüşebilir. Bu nokta da kritik
bir uyarı yapalım: Kronik rahatsızlığı olanlar, oruç kararını mutlaka hekimleriyle istişare
etmeli ve ilaç saatlerini doktor kontrolünde düzenlemelidir.

Ramazan’da sağlığı korumanın anahtarı, iftar ile sahur arasındaki süreyi bilinçli yönetmektir.
Bir anda litrelerce su içerek yapılan "su yüklemesi" mideyi yormaktan ve emilim verimini
düşürmekten başka işe yaramaz. Doğru olan planlı su içmektir. Yani, iftar ile sahur arasında
en az 2 litre sıvı tüketilmelidir. Bu içmeyi de zamana yaymalıyız. Mümkünse iftardan sonra
saat başı birer bardak şeklinde içilmeliyiz. Sahura kalkmamak ise vücudu savunmasız
bırakmaktır. Sahur, böbrek sağlığı için bir "güvenlik tamponu" görevi görür.
Tuz ve Protein Dengesi
Beslenmedeki denge de suyun vücutta kalma süresini belirler. Günlük tuz tüketimi 5 gramı
(yaklaşık bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. Aşırı tuzlu ve salamura gıdalar susuzluğu tetiklerken,
aşırı protein tüketimi de böbreklere ek yük bindirir.
Sonuç olarak, Ramazan’da baş ağrısı basit bir ağrı değil; vücudun "su dengem bozuldu" diyen
erken uyarı sistemidir. Bu uyarıyı ciddiye almalıyız. Çünkü baş ağrısı iftarda geçer, ancak
böbreklerde oluşacak hasar kalıcı olabilir.
Huzurlu, sağlıklı ve bilinçli bir Ramazan dileğiyle.

 

Prof. Dr. Hamdi TEMEL
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —